Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Yazmanın dayanılmaz hafifliği

"Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır." diyor Andre Gide. Sanırım benim için yazmamın temel nedenlerinden biri bu. Ölümün elinden bir şeyler koparmaya çalışmak, ya da ölüme meydan okumak. Aslında kendime sorduğumda bazen herhangi bir neden de bulamadığım oluyor. Belki de bir neden aramamak en mantıklı olandır. Sancısız iş olur mu? Çoğu kez duymuşumdur her … Okumaya devam et Yazmanın dayanılmaz hafifliği

Kime ne?

"Üniversitede edebiyat okutan, ünlü gazetelerimizden birinde de makaleler döktüren, saçı biraz uzun, aklı biraz kısa bir bayandı. Kibar bir bayandı ama! Sait Faik'in kahramanlarını, aşağı tabaka dedikleri, ayaktakımı dedikleri, halkın içinden seçmemesini hoş görmüyordu. Bayağı buluyordu o işi. O bayan, üşenmese de son kitaptaki 'Baba - Oğul' adlı hikâyeyi bir okusa. Belki Sait Faik'in, insanı … Okumaya devam et Kime ne?