Bir insanı sevmekle başlar her şey

Önceki yazılarımdan birinde, ara ara açıp da Sait Faik okurum, demiştim ya size, işte yine Sait Faik okuduğum günlerden birisi. Bu kez, hiç okumadığım bir kitabını, yani “Kumpanya”yı okudum. Kitap hakkında uzun uzun tahlil yapmak istemiyorum. Zira birkaç yazımda öyküleri hakkında fikirlerimi ileri sürdüğüm olmuştu. Onun modern öykücülüğe yaptığı katkıyı, öyküleriyle Türk Edebiyatında nasıl bir dönüm noktası yarattığını ara ara dile getirmiştim.

Kime ne?

"Üniversitede edebiyat okutan, ünlü gazetelerimizden birinde de makaleler döktüren, saçı biraz uzun, aklı biraz kısa bir bayandı. Kibar bir bayandı ama! Sait Faik'in kahramanlarını, aşağı tabaka dedikleri, ayaktakımı dedikleri, halkın içinden seçmemesini hoş görmüyordu. Bayağı buluyordu o işi. O bayan, üşenmese de son kitaptaki 'Baba - Oğul' adlı hikâyeyi bir okusa. Belki Sait Faik'in, insanı … Okumaya devam et Kime ne?

Şu insanlara hiçbir şey çok değil!

Blogumda ilk yazımı çok sevdiğim Sait Faik'in Tünel'deki Çocuk adlı öyküsü hakkında yazdığım için ayrı bir sevinç içindeyim. Tünel'deki Çocuk adlı öykü kitabının aynı adlı öyküsünde geçiyor "Şu insanlar". İlk basımı 1955 yılında yapılmış Varlık Yayınlarınca. Kitaba adını veren bu öyküde Sait Faik, yoksul, kıyafetleri eski püskü, ayakları çıplak, eli yüzü kir içinde bir çocuğun … Okumaya devam et Şu insanlara hiçbir şey çok değil!