Ölüm Belki de Bir Memlekettir – Cumartesi Mektupları 13

"...Ölüm belki de bir memlekettir. Işıkları söndürülmüş bir Paris kadar güzel, tayyare korkusundan ışıkları söndürülmüş bir Paris'te, bir çift Parisli kadar yalnız âşıklarını düşünmeye çalışan insanlarla doludur, belki de ölüm şehri. Orada, belki de insan yalnız iskeletiyle güzeldir. Her şey kalbi atmadan, sükûn içinde yapılır. Nehirler vardır ki kocaman ziftli kayıklarla geçilir. Nehrin öteki kıyılarında … Okumaya devam et Ölüm Belki de Bir Memlekettir – Cumartesi Mektupları 13

Benden Hikâyesi – Cumartesi Mektupları 9

Geçen hafta, fevri bir şekilde evden çıkıp vizyonda yer alan Benden Hikâyesi belgesel filmini izlemeye gittim. Aslında çok uzun zamandır izlemek istediğim bir belgeseldi. Çeşitli yerlerde gösterimleri yapıldı, katılamadım. Vizyona girdiğinde ise izlemek için en iyi zamandı. Kaçırmak istemedim bu fırsatı. Önceki yazılarımı okuyanlar ya da beni biraz olsun tanıyanlar bu belgesel filminin kim hakkında … Okumaya devam et Benden Hikâyesi – Cumartesi Mektupları 9

Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Kendimle Söyleşi – Cumartesi Mektupları 3

Şunu belirterek başlamak istiyorum mektubuma: Cumartesi Mektupları'nı yazmaya başladığımdan beri güzel duygular ve düşünceler içerisindeyim. En önemlisi de, kendime bir görev, bir vazife yükledim ve her hafta bu vazifeyi gerçekleştirmek için gayret gösteriyorum. *** İnsan, kendini ne kadar tanıyor olabilir? Bu soruyu kişi kendine sorduğunda çok objektif ve doğru yanıtlar vermekte güçlük çekebilir. Mesela ben, … Okumaya devam et Kendimle Söyleşi – Cumartesi Mektupları 3

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Önceki yazılarımdan birinde, ara ara açıp da Sait Faik okurum, demiştim ya size, işte yine Sait Faik okuduğum günlerden birisi. Bu kez, hiç okumadığım bir kitabını, yani “Kumpanya”yı okudum. Kitap hakkında uzun uzun tahlil yapmak istemiyorum. Zira birkaç yazımda öyküleri hakkında fikirlerimi ileri sürdüğüm olmuştu. Onun modern öykücülüğe yaptığı katkıyı, öyküleriyle Türk Edebiyatında nasıl bir dönüm noktası yarattığını ara ara dile getirmiştim.

Hayat arkadaşım: Kadın

Aslında Dünya 'Emekçi' Kadınlar Günü olarak bilinen bu özel gün için biz sadece "Kadınlar Günü" ifadesini kullandığımızda işin içine biraz, hatta fazlasıyla romantizm katmış oluyoruz. Hâlbuki "Kadınlar gününde bir çiçek almalısın" gibi bir algının daha ötesine gidip aslında romantizmden çok arkasında bir 'emek direnişi' yatan 8 Mart günü için daha geniş perspektifte düşünmeliyiz. Bu romantizm … Okumaya devam et Hayat arkadaşım: Kadın

İnsanın Trajedisini Ortadan Kaldırmak

Sefiller'in ikinci cildini okuyorum. Yarısını bitirdim sayılır. Özellikle ikinci cilde başladığımdan beri cümlelerden "insan" kelimesinin kemiklerini topluyorum. "Yandan çarklı durdu. Bir iskeleye insan boşalttı. İnsan aldı, insan!.. İnsan!" Tırnak içine aldığım cümleler Sait Faik'in Yandan Çarklı öyküsünde geçiyor. Üstüne basa basa "İnsan!" diyor. Sait Faik okurken öğrendiğim insan sevgisinin önemini Sefiller kitabının özellikle ikinci cildinden … Okumaya devam et İnsanın Trajedisini Ortadan Kaldırmak