Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Kırılıyoruz, ya sen ya da ben ya da kırılmışlığımız öyle derin öyle onarılmaz bir yol arıyor yüzeye varmak için bir bahane. Onarılamıyoruz onaramıyoruz, ekimiz görünmeden sen ve ben Yukarıdaki dizeler, en incelikli şairimiz Gülten Akın'a ait; Tuhaf Bir Aşk şiirinden. Canım, ruhum, tenim ya da özüm şiire değdiğinden beri, düzyazıdan uzaklaşıp daha çok şiire yaslandım. Bu arada, … Okumaya devam et Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Kendimle Söyleşi – Cumartesi Mektupları 3

Şunu belirterek başlamak istiyorum mektubuma: Cumartesi Mektupları'nı yazmaya başladığımdan beri güzel duygular ve düşünceler içerisindeyim. En önemlisi de, kendime bir görev, bir vazife yükledim ve her hafta bu vazifeyi gerçekleştirmek için gayret gösteriyorum. *** İnsan, kendini ne kadar tanıyor olabilir? Bu soruyu kişi kendine sorduğunda çok objektif ve doğru yanıtlar vermekte güçlük çekebilir. Mesela ben, … Okumaya devam et Kendimle Söyleşi – Cumartesi Mektupları 3

Ah, nasıldı yaşamak? – Ziya Osman Saba

Çoğu yazarlar ve bazen de okurlar tarafından şu konu sıkça tartışılmıştır ve tartışılmaya da devam edecektir: Öykü ne anlatmalı? Bir şey anlatmak zorunda mı? Bu sorular bazen anlamsız bir nitelik kazanıyor çünkü dilin kendisi zaten bir anlatım aracıdır. Bir durumu-olayı ya da herhangi bir nesneyi-kişiyi belirtirken dil burada aktif bir rol oynar ve ortaya bir … Okumaya devam et Ah, nasıldı yaşamak? – Ziya Osman Saba

Arzulanan bir İstanbul portresi

"Şehirlerin en önemli yerlerinden birisi de çöplükleridir." diye başlıyor öyküye Yaşar Kemal. Sonra devam ediyor: "Çöplüklerin şehirler için gerekli değil, bu kadar önemli olduğu hiç aklınıza geldi mi? Bir büyük şehir çöplüğünü görünceye kadar bunu ben de bilmiyordum. Bir çöplük bence bir şehir demektir..." Sarı Sıcak kitabındaki Kalemler adlı öyküsüne böyle başlıyor usta yazar Yaşar Kemal. … Okumaya devam et Arzulanan bir İstanbul portresi

Dünyanın en güzel masalı

Ara ara, hatta diğer kitaplardan fırsat buldukça dönüp okurum Sait Faik'in öykülerini. "Okudum ve bitti" türünden değildir onun öyküleri. Tekrar tekrar, gerekirse her gün, her ay, her yıl, her mevsimde okunması lazım gelen öykülerdir onun yazdıkları. Onu çok geç tanımamdan ötürü fırsat bulup bir türlü Burgazada'daki müze evine gidemedim. Bu sene mezun olduktan sonra İstanbul'da … Okumaya devam et Dünyanın en güzel masalı

Kime ne?

"Üniversitede edebiyat okutan, ünlü gazetelerimizden birinde de makaleler döktüren, saçı biraz uzun, aklı biraz kısa bir bayandı. Kibar bir bayandı ama! Sait Faik'in kahramanlarını, aşağı tabaka dedikleri, ayaktakımı dedikleri, halkın içinden seçmemesini hoş görmüyordu. Bayağı buluyordu o işi. O bayan, üşenmese de son kitaptaki 'Baba - Oğul' adlı hikâyeyi bir okusa. Belki Sait Faik'in, insanı … Okumaya devam et Kime ne?

Varoluşsal bir problem: Saatlerin Tıkırtısı

68 yıllık ömrüne 2 roman, birçok öykü ve iki masal sığdırmıştır Yusuf Atılgan. Çağdaş veya diğer büyük yazarlarla kıyaslandığında "geride az eser bırakmıştır" demek çok yanlış bir ifade olmaz onun için ancak "az ama öz" sözüyle de yazdığı eserlere bir değer ithaf edilebilir. Çoğumuz Yusuf Atılgan'ı Aylak Adam ve Anayurt oteli adlı romanlarıyla tanırız. Bu … Okumaya devam et Varoluşsal bir problem: Saatlerin Tıkırtısı