Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Bizden de kalır bir şeyler geriye

Öldükçe yaşar, yaşadıkça ölür olduk. İkisini de beceremedik. Isırdığımız ekmekler ufalandı durdu kucağımıza, bayat kırıntıları kuşlar yedi. Her akşam sabaha çıkmayı gözledik, ertesi sabah akşamı nasıl edeceğimizi. Tok karınlar sevgiyi daha iyi sindirdi, açlar sevginin yenmeyen bir şey olduğunu sonradan öğrendi. Çocuklarımıza geleceğin aynasını tuttuk, aynada ölülerimizi gördük. Çocuklarımız çok sonra, toprağın sadece vermediğini, aynı zamanda aldığını da öğrendi.