Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Kırılıyoruz, ya sen ya da ben ya da kırılmışlığımız öyle derin öyle onarılmaz bir yol arıyor yüzeye varmak için bir bahane. Onarılamıyoruz onaramıyoruz, ekimiz görünmeden sen ve ben Yukarıdaki dizeler, en incelikli şairimiz Gülten Akın'a ait; Tuhaf Bir Aşk şiirinden. Canım, ruhum, tenim ya da özüm şiire değdiğinden beri, düzyazıdan uzaklaşıp daha çok şiire yaslandım. Bu arada, … Okumaya devam et Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Bizden de kalır bir şeyler geriye

Öldükçe yaşar, yaşadıkça ölür olduk. İkisini de beceremedik. Isırdığımız ekmekler ufalandı durdu kucağımıza, bayat kırıntıları kuşlar yedi. Her akşam sabaha çıkmayı gözledik, ertesi sabah akşamı nasıl edeceğimizi. Tok karınlar sevgiyi daha iyi sindirdi, açlar sevginin yenmeyen bir şey olduğunu sonradan öğrendi. Çocuklarımıza geleceğin aynasını tuttuk, aynada ölülerimizi gördük. Çocuklarımız çok sonra, toprağın sadece vermediğini, aynı zamanda aldığını da öğrendi.