Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Önceki yazılarımdan birinde, ara ara açıp da Sait Faik okurum, demiştim ya size, işte yine Sait Faik okuduğum günlerden birisi. Bu kez, hiç okumadığım bir kitabını, yani “Kumpanya”yı okudum. Kitap hakkında uzun uzun tahlil yapmak istemiyorum. Zira birkaç yazımda öyküleri hakkında fikirlerimi ileri sürdüğüm olmuştu. Onun modern öykücülüğe yaptığı katkıyı, öyküleriyle Türk Edebiyatında nasıl bir dönüm noktası yarattığını ara ara dile getirmiştim.

Otuzuncu harf ve sekizinci nota

Deneme yazmak, öykü veya roman yazmaktan daha zor gelir bana. Neden bilmiyorum ama sanki romanın ya da öykünün hikâyesi daha kolay kaleme geliyor gibi. Bundan dolayı, ben de, öykü veya romandan ziyade, deneme yazılarını okumayı daha çok yeğlerim. Hatta bir keresinde, üniversitedeyken Metin Yazımı dersinde Hakan Savaş hocam, "Deneme yazmak, diğer yazınsal yapıtlara göre daha … Okumaya devam et Otuzuncu harf ve sekizinci nota

Dünyanın en güzel masalı

Ara ara, hatta diğer kitaplardan fırsat buldukça dönüp okurum Sait Faik'in öykülerini. "Okudum ve bitti" türünden değildir onun öyküleri. Tekrar tekrar, gerekirse her gün, her ay, her yıl, her mevsimde okunması lazım gelen öykülerdir onun yazdıkları. Onu çok geç tanımamdan ötürü fırsat bulup bir türlü Burgazada'daki müze evine gidemedim. Bu sene mezun olduktan sonra İstanbul'da … Okumaya devam et Dünyanın en güzel masalı