Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Kırılıyoruz, ya sen ya da ben ya da kırılmışlığımız öyle derin öyle onarılmaz bir yol arıyor yüzeye varmak için bir bahane. Onarılamıyoruz onaramıyoruz, ekimiz görünmeden sen ve ben Yukarıdaki dizeler, en incelikli şairimiz Gülten Akın'a ait; Tuhaf Bir Aşk şiirinden. Canım, ruhum, tenim ya da özüm şiire değdiğinden beri, düzyazıdan uzaklaşıp daha çok şiire yaslandım. Bu arada, … Okumaya devam et Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Sözcüklerin Hamallığı Olmaz- Cumartesi Mektupları 12

Uzun zamandır hem blogumu hem de mektuplarımı aksattığımın farkındayım. Çeşitli nedenlerden ötürü yoğunlaşamadığım yazılarıma neredeyse bir aylık süreden sonra yeniden dönüyorum. Yazılarımdan uzak kaldığım bu dönemde ise kitaplarımdan asla vazgeç(e)mediğimi belirtmeliyim. Sizin kitaplarla aranız nasıl, hangi seviyede bilemem tabii. Ama kitaplarla benim aramda bir aile yakınlığından daha yoğun bir ilişki söz konusu. Hamallık olarak görenleriniz … Okumaya devam et Sözcüklerin Hamallığı Olmaz- Cumartesi Mektupları 12

Dünyayı Bir Tek Utanç Kurtarabilir! – Cumartesi Mektupları 11

Bu haftaki mektubumda farklı bir konuya değinmek isterdim ama geçtiğimiz günlerde Küçükçekmece'de yaşanan utanç verici olayı görmezden gelemedim. Tabii bu cinsel istismar olayları -özellikle küçük çocuklara- ülkemizde normalleşen bir durum haline geldi, bu açık bir gerçek. Bir üzücü olay da, bu yaşananlara alışmamızdır. Televizyonu açtığımızda bir cinsel istismar olayıyla karşılaştığımızda, "Her gün olan şey, alıştık … Okumaya devam et Dünyayı Bir Tek Utanç Kurtarabilir! – Cumartesi Mektupları 11

Sanatsız ve Felsefesiz Bir Dünya – Cumartesi Mektupları 7

Bundan beş-altı yıl öncesine kadar, ne edebiyatın e'si ile tanışmıştım ne de sanatın s'si ile. İlginç olan şu ki, o zamanlar bir eksiklik de hissetmiyordum doğrusu. Geriye bakıp düşündüğümde, yaşama bakış açımda ne gibi farklılıklar olduğunu görebiliyorum. Beklentilerim, hedeflerim çok değişti tabii doğal olarak. Ancak merak ettiğim şu açıkçası: Edebiyatsız, sanatsız günlerimde yaşama tutunabilme gayem … Okumaya devam et Sanatsız ve Felsefesiz Bir Dünya – Cumartesi Mektupları 7

Unutmamak İçin Çünkü – Cumartesi Mektupları 6

"Terör kördür. Nereden, kimden, hangi amaçla gelirse gelsin, alçaktır. Haklı-haksız, ulvi-sefil hiçbir haklı amaç uğruna, haksız bir eylem meşru görülemez. Terör, Uğur Mumcu'da, Çetin Emeç'te, Bahriye Üçok'ta olduğu gibi seçerek vurduğunda da, Onat, Yasemin, Kerem ve diğerlerinde olduğu gibi seçmeyerek vurduğunda da kördür. Gözünü kan bürümüş olanlardan bile daha kördür. Gözünü kan bürümeyecek kadar soğukkanlıdır. … Okumaya devam et Unutmamak İçin Çünkü – Cumartesi Mektupları 6

Tüfek, Mikrop ve Çelik ya da Coğrafya Kaderdir – Cumartesi Mektupları 5

Ortalama iki ay gibi bir sürede, acele etmeden, zamana yayarak okuduğum kitabı nihayet birkaç gün önce bitirdim. Tüfek, Mikrop ve Çelik dünya tarihini, insanlık tarihini ve coğrafyanın insanlık tarihi üzerinde ne kadar etkili olduğunu anlatan, geniş konulara değinen, açıklayıcı ve doyurucu bilgilere sahip bir kitap. 14. yüzyıl düşünürlerinden İbn-i Haldun, ta asırlar öncesinden aslında bize … Okumaya devam et Tüfek, Mikrop ve Çelik ya da Coğrafya Kaderdir – Cumartesi Mektupları 5

Geçip Giden Günlerin Ardından – Cumartesi Mektupları 4

Beş yılımı geçirdiğim, ama sanki elli yıl yaşamışım gibi hissettiren şehre geldim, Eskişehir'e, "memleketim" diyebildiğim kente. Bu mektubu Eskişehir'den yazıyorum. İki yıl oldu buradan ayrılalı. Dün gibi sanki, ama yıllar geçmiş gibi de. Zamanın amansız girdabındayım. Geleceğe doğru istemsiz sürüklendikçe dönüp arkama bakıyorum. Değişen tek şey zaman. Keşke diyorum sadece, keşke hiç bitmeseydi. Çok kalmayacağım … Okumaya devam et Geçip Giden Günlerin Ardından – Cumartesi Mektupları 4