Bilge Karasu Nasıl Yazıyor?

Türk Edebiyatı'nda özgün bir kaleme ve değere sahip olan Bilge Karasu'nun metinleri okunması zor, özel bir çaba isteyen, çok katmanlı ve çoklu okuma gerektiren niteliktedir. Dolayısıyla Bilge Karasu okumak, anlık yapılan bir eylem değildir. Onu okumak, sonrasında tekrar okumayı gerektirir çünkü Karasu'nun metinleri kendisini tekrar okutmak ister. Onun dil dünyasına belli bir birikim ve zenginlik … Okumaya devam et Bilge Karasu Nasıl Yazıyor?

İnsan Olmanın Tüm Potansiyelini Yaşamak

Füsun Akatlı, üniversitede ders görürken Hakan Savaş hocamın okumam için tavsiye ettiği bir yazardı. Tabii, Hakan hocamın tavsiye ettiği kitapların önemi benim için büyüktür. Çünkü sahip olduğu bilginin, birikimin ve tecrübenin arkasında okuduğu kitapların yattığını bilirim. Füsun Akatlı'nın ilk olarak Acıyla, Sevgiyle, Kahramanca... adını verdiği ve denemelerinden derlenmiş olan kitabını edindim. Okuduktan sonra yetinmeyip daha çok … Okumaya devam et İnsan Olmanın Tüm Potansiyelini Yaşamak

Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Ne zaman Sait Faik okusam, birden köşe başlarından çil yavrusu gibi meydana dağılan esmer yüzlü sümüklü çocukların, iskelelerde teknelerini veya ağlarını tamir eden balıkçıların,  yaşamları iskelelerdeki demirlere palamarlarla bağlı olan geçim derdindeki çımacıların, kahve köşelerindeki yoksulların, sırtına aldığı yükün dışında bir de dünyayı sırtında taşıyan hamalların, şehirle arasına denizleri alıp kendi dünyalarına çekilmiş adalı insanların, … Okumaya devam et Sait Faik gibi yaşamak, Sait Faik gibi sevmek

Zamanın İçinden 

Yazmak, yemek yemek gibi zaruri bir ihtiyaçtır benim için. Sonrasında -son cümleden sonra- tıpkı yemek yedikten sonra olduğu gibi, bir süre zarfı akabinde açlık belirtileri hissederim. Bu aralar zamanın içinde bir bilardo topu gibi yuvarlanıp duruyorum. Bir deliğe/kuyuya/kuytuya girmek ereğim. Engeller var, bir de onları yaratan/lar. Güç oluyor sonra her şey. Güç olan yerde güçsüzlük … Okumaya devam et Zamanın İçinden 

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Önceki yazılarımdan birinde, ara ara açıp da Sait Faik okurum, demiştim ya size, işte yine Sait Faik okuduğum günlerden birisi. Bu kez, hiç okumadığım bir kitabını, yani “Kumpanya”yı okudum. Kitap hakkında uzun uzun tahlil yapmak istemiyorum. Zira birkaç yazımda öyküleri hakkında fikirlerimi ileri sürdüğüm olmuştu. Onun modern öykücülüğe yaptığı katkıyı, öyküleriyle Türk Edebiyatında nasıl bir dönüm noktası yarattığını ara ara dile getirmiştim.

Bizden de kalır bir şeyler geriye

Öldükçe yaşar, yaşadıkça ölür olduk. İkisini de beceremedik. Isırdığımız ekmekler ufalandı durdu kucağımıza, bayat kırıntıları kuşlar yedi. Her akşam sabaha çıkmayı gözledik, ertesi sabah akşamı nasıl edeceğimizi. Tok karınlar sevgiyi daha iyi sindirdi, açlar sevginin yenmeyen bir şey olduğunu sonradan öğrendi. Çocuklarımıza geleceğin aynasını tuttuk, aynada ölülerimizi gördük. Çocuklarımız çok sonra, toprağın sadece vermediğini, aynı zamanda aldığını da öğrendi.

Hayat arkadaşım: Kadın

Aslında Dünya 'Emekçi' Kadınlar Günü olarak bilinen bu özel gün için biz sadece "Kadınlar Günü" ifadesini kullandığımızda işin içine biraz, hatta fazlasıyla romantizm katmış oluyoruz. Hâlbuki "Kadınlar gününde bir çiçek almalısın" gibi bir algının daha ötesine gidip aslında romantizmden çok arkasında bir 'emek direnişi' yatan 8 Mart günü için daha geniş perspektifte düşünmeliyiz. Bu romantizm … Okumaya devam et Hayat arkadaşım: Kadın