İnsancıl Olanı Vicdanlarımıza Yerleştirebilmek – Cumartesi Mektupları 17

Yeni yılın ilk Cumartesi günü... Her insan yeni yıl için birtakım dileklerde bulunuyor ve yeni yıl adına yeni bir sayfa açarak hayatına devam etmek istiyor. Benim de birtakım dileklerim oldu elbette. Bunlardan biri de aralıklarla yazdığım Cumartesi Mektupları'nı yeni yıldan itibaren her hafta düzenli olarak yazabilmek. Kış, artık tam anlamıyla kendini göstermeye başladı İstanbul'da. Ara … Okumaya devam et İnsancıl Olanı Vicdanlarımıza Yerleştirebilmek – Cumartesi Mektupları 17

kişinin, anlamı, yaşamının – Cumartesi Mektupları 16

kişinin, anlamı, yaşamının hep merak etmişimdir, merak etmişizdir, merak etmiştirler bulmuşumdur, bulmuşuzdur, bulmuşlardır anlamını, yaşamının, kişinin sonra kaybetmişimdir, kaybetmişizdir, kaybetmişlerdir anlamını, yaşamının, kişinin. Anlamı, yaşamının, kişinin... Oruç Aruoba'nın Olmayalı adlı felsefi nitelikli kitabı temelde bu soruya cevap vermeye çalışıyor. Üç bölümden oluşuyor kitap. İlk bölüm, ÇOKANLAMLILIKLAR; ikinci bölüm, kişinin yaşamının anlamı; üçüncü bölüm ise, FELSEFE … Okumaya devam et kişinin, anlamı, yaşamının – Cumartesi Mektupları 16

Sahip Olunması Zorunlu Tek Şey – Cumartesi Mektupları 15

Bugünlerde aklımı epey kurcalayan bir soru: "Ya sanat olmasaydı?" Bu soru şöyle de sorulabilir: "İnsanevladı sanatsız yaşayabilir mi?" Bu sorulara cevap verebilmek için "Sanat niçin vardır?" sorusuna odaklanarak aklımızdaki soru işaretlerini giderebiliriz belki -en azından benim kafamdaki soru işaretlerini. "Sinemanın vicdanı" diye de bilinen Rus yönetmen Andrei Tarkovsky, bu konuda şöyle bir ifade kullanır: "Dünya … Okumaya devam et Sahip Olunması Zorunlu Tek Şey – Cumartesi Mektupları 15

Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Kırılıyoruz, ya sen ya da ben ya da kırılmışlığımız öyle derin öyle onarılmaz bir yol arıyor yüzeye varmak için bir bahane. Onarılamıyoruz onaramıyoruz, ekimiz görünmeden sen ve ben Yukarıdaki dizeler, en incelikli şairimiz Gülten Akın'a ait; Tuhaf Bir Aşk şiirinden. Canım, ruhum, tenim ya da özüm şiire değdiğinden beri, düzyazıdan uzaklaşıp daha çok şiire yaslandım. Bu arada, … Okumaya devam et Tanrı Bile Ölüme Hazırlandı – Cumartesi Mektupları 14

Ölüm Belki de Bir Memlekettir – Cumartesi Mektupları 13

"...Ölüm belki de bir memlekettir. Işıkları söndürülmüş bir Paris kadar güzel, tayyare korkusundan ışıkları söndürülmüş bir Paris'te, bir çift Parisli kadar yalnız âşıklarını düşünmeye çalışan insanlarla doludur, belki de ölüm şehri. Orada, belki de insan yalnız iskeletiyle güzeldir. Her şey kalbi atmadan, sükûn içinde yapılır. Nehirler vardır ki kocaman ziftli kayıklarla geçilir. Nehrin öteki kıyılarında … Okumaya devam et Ölüm Belki de Bir Memlekettir – Cumartesi Mektupları 13

Sözcüklerin Hamallığı Olmaz- Cumartesi Mektupları 12

Uzun zamandır hem blogumu hem de mektuplarımı aksattığımın farkındayım. Çeşitli nedenlerden ötürü yoğunlaşamadığım yazılarıma neredeyse bir aylık süreden sonra yeniden dönüyorum. Yazılarımdan uzak kaldığım bu dönemde ise kitaplarımdan asla vazgeç(e)mediğimi belirtmeliyim. Sizin kitaplarla aranız nasıl, hangi seviyede bilemem tabii. Ama kitaplarla benim aramda bir aile yakınlığından daha yoğun bir ilişki söz konusu. Hamallık olarak görenleriniz … Okumaya devam et Sözcüklerin Hamallığı Olmaz- Cumartesi Mektupları 12

Dünyayı Bir Tek Utanç Kurtarabilir! – Cumartesi Mektupları 11

Bu haftaki mektubumda farklı bir konuya değinmek isterdim ama geçtiğimiz günlerde Küçükçekmece'de yaşanan utanç verici olayı görmezden gelemedim. Tabii bu cinsel istismar olayları -özellikle küçük çocuklara- ülkemizde normalleşen bir durum haline geldi, bu açık bir gerçek. Bir üzücü olay da, bu yaşananlara alışmamızdır. Televizyonu açtığımızda bir cinsel istismar olayıyla karşılaştığımızda, "Her gün olan şey, alıştık … Okumaya devam et Dünyayı Bir Tek Utanç Kurtarabilir! – Cumartesi Mektupları 11