İnsancıl Olanı Vicdanlarımıza Yerleştirebilmek – Cumartesi Mektupları 17

Yeni yılın ilk Cumartesi günü… Her insan yeni yıl için birtakım dileklerde bulunuyor ve yeni yıl adına yeni bir sayfa açarak hayatına devam etmek istiyor. Benim de birtakım dileklerim oldu elbette. Bunlardan biri de aralıklarla yazdığım Cumartesi Mektupları‘nı yeni yıldan itibaren her hafta düzenli olarak yazabilmek.

Kış, artık tam anlamıyla kendini göstermeye başladı İstanbul’da. Ara ara yağışlar oluyor elbet, ancak genelde çakır ayaz oluyor havada. Ara sıra da ahmakıslatan.

Bu mektubumda size izlediğim bir tiyatro oyunundan bahsedeceğim. Birkaç senedir mümkün olduğunca Devlet Tiyatroları’nın oyunlarını izlemeye gayret gösteriyorum. Bu hafta izlediğim oyunun adı Hanımefendinin Ziyareti. Oyunun prömiyeri Aralık ayının son günlerinde Mecidiyeköy Büyük Sahne’de gerçekleşti. Ben de yeni yılın ilk tiyatro oyunu olarak Hanımefendinin Ziyareti‘ni izledim. Friedrich Dürrenmatt’ın kaleme aldığı, İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından sergilenen bu oyunda Can Gürzap ve Gönen Aykaç gibi usta oyuncuların da aralarında olduğu toplam 28 oyuncu yer alıyor.

Avrupa’nın merkezinde uzun süredir ekonomik sıkıntı çeken bir kasabaya, uzun yıllar sonra daha önce kasabayı terk etmiş bir kadın, milyoner olarak geri döner. Kasabaya ve halkına bağışlayacağı para karşılığında eskiden beri süregelen hesapları kapatmak için adaletin yerine getirilmesi şartını öne sürer. Adalet bu şekilde sağlanacaktır ancak insan aklı, insan düşüncesi, insan fikri ve insan vicdanı adaletin bu şekilde yerine getirilmesine razı olacak mı?

Batı’nın hümanist düşüncesi, insan hakları, evrensel hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı kasaba halkı bu sefaletten kurtulmak için çok önemli bir karar verirler. Ancak bu karar ne hümanist düşünceyle, ne insan aklı ve vicdanıyla ne de insan haklarıyla bağdaşmayan bir karardır. Kasaba halkının verdiği bu karar, insanlığın sefalet ve yoksulluk karşısında tüm insancıl ve evrensel değerleri hiçe sayarak nasıl bir duruş sergilediğini gözler önüne serer. Ayrıca şu soruyu da cevaplamamızı istiyor oyun: “Tüm insancıl ve evrensel ilkeler hiçe sayılarak sağlanan adalet, adalet midir gerçekten?”

İzlediğim en iyi oyunlardan biriydi; konusu itibarıyla da. Çünkü evrensel düşüncenin, hümanizmin, insan haklarının ve insancıl olanın sergilendiği oyunları izlemeyi daha çok seviyorum. Bu tarz oyunlarda alınması gereken birçok ders var. Daha güzel, daha iyi ve daha insancıl bir dünya için, en azından insancıl olanı vicdanlarımıza yerleştirebilmek için öğrenmemiz gereken çok şey ve almamız gereken dersler var; hem birey olarak hem de toplum olarak.

İstanbul’da olanların bu oyunu izlemesini tavsiye ederim. Devlet Tiyatroları’nın her oyunu birbirinden güzel, birbirinden kaliteli. Ancak bu oyun bana göre 2020’nin en iyi oyunlarından biri olacak. Şu sıralar Mecidiyeköy Büyük Sahne’de oyun sergilenmeye devam ediyor. Özellikle gittiğim her oyunda salonların tamamen dolu olması geleceğe biraz da olsa umutla bakmamı sağlıyor.

İnsancıl olanı vicdanlarımıza yerleştirebilmemiz dileğiyle hepinizin yeni yılını kutlarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s