Ölüm Belki de Bir Memlekettir – Cumartesi Mektupları 13

“…Ölüm belki de bir memlekettir. Işıkları söndürülmüş bir Paris kadar güzel, tayyare korkusundan ışıkları söndürülmüş bir Paris’te, bir çift Parisli kadar yalnız âşıklarını düşünmeye çalışan insanlarla doludur, belki de ölüm şehri. Orada, belki de insan yalnız iskeletiyle güzeldir. Her şey kalbi atmadan, sükûn içinde yapılır. Nehirler vardır ki kocaman ziftli kayıklarla geçilir. Nehrin öteki kıyılarında mor ışıklı asfalt caddelerde çıplak kadınlar dolaşır, ölüm memleketi belki böyledir…” Şahmerdan, Sait Faik Abasıyanık, Bekâr adlı öyküsünden.

Mektuplarıma Sait Faik’ten alıntılarla başlamak hoşuma gitmiyor değil. Konu onun tasvir ettiği bir kavram ile alakalı olduğu için kullandım aynı zamanda: Ölüm. Sait Faik’in yukarıdaki alıntısı, Bekâr adlı öyküsünde geçiyor. Bana kalırsa, ölüm nedir sorusuna verilen en güzel cevaplardan biri. Öyle ki, bir memleketten başka bir memlekete yolculuk ediliyor. Orada, gurbette, insanlar elbiseleriyle, pabuçlarıyla değil; sadece ve sadece iskeletleriyle güzeldir. Orada, geçim derdi de yoktur, kavga ve gürültü de; insan sadece ve sadece sevdiğini, âşığını düşünür. Böyle bir ölümü ancak Sait Faik düşleyebilirdi.

Ölüm korkusu, insanların gizlediği bir duygu olsa da herkesin bu duyguyu yaşadığı aşikâr. Ancak ne olursa olsun, ne kadar kaçarsak kaçalım ölümü mutlaka bir gün tadacağız. Sait Faik de, hastalığının en şiddetli zamanlarında ölüm korkusunu derinden yaşamıştır. Bunu, öykülerinde yazdığı cümlelerden de net bir şekilde çıkarabiliyoruz. Ancak o, ölümden korksa da, ölüm sözcüğünü umutlu bir tanım içerisine sığdırmıştır. Hatta, bu tanım ile zihinlerde yer edinen ölüm kavramını da bir nevi değiştirmiştir. En azından benim için öyle. Onun öykülerini okursanız, hem ölüm hem de yaşam kavramlarına daha farklı açılardan yaklaşabilirsiniz.

Bu mektubumda ölümden söz açtığım için çok da mesut sayılmam. Ancak ne kadar korksak da, bazen gerçeğimizle yüzleşmek zorundayız. Sözcüklere verdiğimiz tanımlar bu yüzleşmenin şiddetini biraz olsun azaltabiliyor. Sait Faik’in verdiği ölüm tanımında olduğu gibi. O halde, bize sunulan kavramları direkt kabullenmek yerine, kendimize uygun bir şekilde anlamlandırmak gerekiyor. Verdiğimiz anlamlar bazen tam karşılığını bulmayabilir. Önemli olan bizim ona atfettiğimiz anlamlardır.

Siz ne dersiniz? Ölüm gerçekten bir memleket olabilir mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s