Unutmamak İçin Çünkü – Cumartesi Mektupları 6

“Terör kördür. Nereden, kimden, hangi amaçla gelirse gelsin, alçaktır. Haklı-haksız, ulvi-sefil hiçbir haklı amaç uğruna, haksız bir eylem meşru görülemez. Terör, Uğur Mumcu’da, Çetin Emeç’te, Bahriye Üçok’ta olduğu gibi seçerek vurduğunda da, Onat, Yasemin, Kerem ve diğerlerinde olduğu gibi seçmeyerek vurduğunda da kördür. Gözünü kan bürümüş olanlardan bile daha kördür. Gözünü kan bürümeyecek kadar soğukkanlıdır. Haindir. Aşağılıktır.”

Terör ve Tesadüf yazısında böyle yazıyor Füsun Akatlı. Yeni Zelanda’daki alçak terör saldırısının üzerinden henüz bir hafta geçti. Zaman giderek bayatlıyor olabilir, ancak acılar, hüzünler hâlâ taze. Hep de taze kalacak. Sanıyor musunuz ki, unutulacak. Her geçen gün daha çok hatırlanacak. Ama biz şimdiden unuttuk! Kınadıktan sonra, birkaç ‘gerekli’ bir şey söyledikten sonra seçim havamıza geri döndük. Çok önemli çünkü! Terörün tanrısına kurban verdiğimiz insanlardan daha önemli. Ne de olsa binlerce kilometre uzakta gerçekleşti. Ateş düştüğü yeri yakar. Hayır, ateş düştüğü yeri yakmaz yalnız…

Bizim canımız yanmadı, bizim evlerimize, ocaklarımıza ateş düşmedi. Neden, biliyor musunuz?

Bizim o camide olmamamız tesadüftü çünkü. Bizim Yeni Zelanda’da yaşamamamız da tesadüftü. Müslüman olmayanlarımızın, ibadet için o camilere gitmemesi de tesadüftü. Kurşunların kilometrelerce ötede sıkılması da bir tesadüftü. Bizim oğlumuzun, kızımızın, bir yakınımızın ve kendimizin orada olmaması da bir tesadüftü.

“Yaşamı, zorunluluklar kadar tesadüfler de yönlendiriyor şüphesiz. Bir çeşit düzen. Ama bu, kaderci bir teslimiyetçiliği haklı göstermez. Terörün körlemesine saçtığı ölümün gelip Yasemin’i bulması tesadüftür ama; terörün beslenmesi, güçlenmesi, başını dik tutması, muzaffer olması, cezasız kalması tesadüf değildir. Ateş düştüğü yeri yakmaz yalnız. Ateş büyür, genişler, yayılır, yangın olur, Türkiye’yi yakar.”

Yaşamı, tesadüflerin yönlendirdiğini belirtiyor aynı yazısında Akatlı. Gerçekten de, şu an yaşıyor olmam(ız) bir tesadüftür. Türkiye’de de terör saldırıları oldu. Yakınımızda, burnumuzun dibinde, evimizde; onlardan kurtulmamız ya da o terör saldırılarının gerçekleştiği yerlerde olmamamız da bir tesadüftü. Evet ama, Akatlı’nın da dediği gibi, teslimiyetçiliği, hele de bizim ‘kaderci’ teslimiyetçiliğimizi hiç ama hiç haklı kılmaz.

Her şey tesadüf olabilir ama terörün büyümesi, yayılması, engel olmamamız, önüne geçmememiz, terör karşısında suskun kalmamız asla tesadüf olamaz.

Ateş düştüğü yeri yakmaz yalnız. Unutulmamalı ki, bizden çok ama çok uzaklara düşen o ateş büyür, genişler, yayılır, yangın olur, dünyayı yakar, insanı-insanlığı yakar.

Biz çoktan unuttuk ama terör kurbanlarının aileleri, akrabaları, yakınları hâlâ unutmadı. Çünkü yüreklerinde hissediyorlar o acıları.

Onat Kutlar, Turgut’a adlı şiirinde;

Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin

Unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz

diyor ya, işte ben de, sessizce duruyorum şimdi düşüncemin kıyısında, unutuşun kolay ülkesinde olsam da, unutmamak için. Oturup düşünüyorum, unutkan bir ülke dünya.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s