Sokrates’in Savunması Üzerine

M.Ö. 469 ila M.Ö. 399 yılları arasında yaşayan Antik Yunan filozofu olan Sokrates,  felsefenin babası olarak da bilinir. Sokrates’ten önce de Demokritos, Anaksagoras, Empedokles, Parmenides gibi düşünürler vardı ancak Antik Yunan felsefesinin başlangıcının genel bir kanıyla Sokrates ile başladığı düşüncesi hâkimdir.

Yaşamı boyunca hiçbir eser kaleme almayan Sokrates, maddi dünyadan soyutlanmış bir şekilde kendisini daima iyi, güzel ve doğru olana adamıştır. Öyle ki, idam edileceği son günde bile dürüstlüğünden, doğruluğundan, ahlakından ölümü pahasına da olsa vazgeçmemiştir.

İşte böyle bir filozofun, bir düşünce adamının diyaloglarından oluşuyor Sokrates’in Savunması. Öğrencisi olan Platon tarafından kaleme alınmıştır ve diyaloglar şeklindedir. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitabı Yunancadan çeviren Ari Çokona’dır. Kitabın genel adı Sokrates’in Savunması olsa da, içeriği dört farklı başlığa ayrılmıştır.

Birinci bölüm, Euthyphron ya da Dindarlık üzerine; ikinci bölüm, Sokrates’in Savunması; üçüncü bölüm, Kriton ya da Yapılması Gerekenler Hakkında; dördüncü bölüm ise, Phaidon ya da Ruh Hakkında başlıklarından oluşmaktadır.

Birinci Bölüm: Euthyphron ya da Dindarlık Üzerine

Euthyphron başlıklı bu ilk bölümde, kâhin ve din bilimci olan Euthyphron ile Sokrates arasında geçen diyaloglar yer alır. Diyalogların konusu genel itibariyle kutsallık, dindarlık ve insanın Tanrı’ya karşı görevlerinden ibarettir.

Suç işlediği gerekçesiyle babasından şikayetçi olmak isteyen Euthyphron ile hakkında mahkemeye iddianame verilerek suçlu olduğu iddia edilen Sokrates’in yolları mahkeme yakınında kesişir. Dindarlığı ve dine uygunluğu çok iyi bildiğini iddia eden Euthyphron ile Sokrates din ve ahlak üzerine diyaloğa girerler ve Sokrates müthiş akıl yürütme yöntemiyle karşısındaki insanı çıkmaza sürükler. Sokrates ve Euthyphron arasında geçen diyalogların konusu özet itibariyle şu sorulardan oluşur: “Bir şey Tanrı onu buyurduğu için mi iyidir, yoksa o şey iyi olduğu için mi Tanrı onu buyurmuştur?” ya da “Dine uygun olan şeyleri Tanrılar dine uygun olduğundan mı güzel karşılarlar yoksa Tanrılar güzel karşıladıkları için mi dine uygundurlar?” soruları Sokrates ile Euthyphron arasında geçen diyalogların temelini oluşturmaktadır. Kendisinden oldukça emin olan Euthyphron, bir süre sonra Sokrates’in sorduğu sorular ile kendisini bir çıkmazda bulur ve Sokrates’in yanından ayrılır.

Buna benzer değişik sorularla da sistematize edilebilen bu konu, ahlak felsefesinin temel tartışma problemlerinden birini oluşturmuştur. Bu tartışma aynı zamanda felsefe tarihinde “Euthyphron İkilemi” olarak da adlandırılmaktadır. Diyaloglarda Sokrates bu konuyu açıklığa kavuşturmaz ancak okuduklarımız itibariyle bizlere en azından düşüncesi hakkında bazı fikirler verir. “Dindarlık güzel bir şey olduğu için Tanrılar ona değer verir” görüşünü benimsediğini söyleyebiliriz.

Bu ilk bölüm için tartışılan konudan ziyade şunu belirtmek istiyorum: Tartışılan konu ne kadar ahlak felsefesinin temel bir tartışma konusu olsa da, benim en çok dikkatimi çeken Sokrates’in zekâsı ve müthiş akıl yürütmeleriydi. Kendisini kâhin ve din bilimci gören  Euthyphron, aslında hiç de sandığı kadar sağlam düşünceleri benimsemediğini Sokrates’in soruları karşısında fark eder. Sokrates sorduğu sorularla Euthyphron’u adeta gülünç duruma düşürür. İkili arasında geçen diyalog sonuca bağlanmaz ama bu tartışmadan Sokrates’in din hakkındaki düşüncelerini rahatlıkla okuyabiliriz. Euthyphron ise din ve Tanrı konusuna tamamen vakıf olduğuna inansa da, hâkim olduğu dindarlığın tanımını vermeyi beceremez.

İkinci Bölüm: Sokrates’in Savunması

Sokrates, kentin inandığı Tanrılara inanmadığı, yeni Tanrılar icat ettiği ve gençleri yoldan çıkardığı için suçludur. Ölümle cezalandırılmalıdır.

Gençleri yoldan çıkardığı ve yanlış düşüncelere yönelttiği, halkı dini inançları konusunda yoldan çıkardığı gibi suçlamalarla idama mahkûm edilir Sokrates. Yukarıda alıntı yapılan bölüm Sokrates’in suçlu bulunduğu resmi iddianamenin metnidir.

Bu bölümde, Sokrates’in kimler tarafından ve neyle suçlandığı konusunda bilgiler ediniriz. Bu suçlamaların ardından ise Sokrates savunmasını yapar. Benimsediği tutum, tavır ve ahlaktan asla ödün vermez. Hep yasalara saygılı olduğunu ve herhangi bir suç işlemediğini sonuna kadar kanıtlamaya çalışır. Ancak Sokrates, hayatta kalabilmek için ne köpekler gibi yalvarır, ne de herhangi bir pişmanlık belirtisi gösterir. Erdemli tutumundan asla vazgeçmez. Yanlış bir şey yapmadığını, insanları yoldan çıkarmadığını, aksine onları doğru yola getirdiğini, onlara mutlak doğruyu ve güzeli göstermeye çalıştığını savunur.

Neticesinde hâkimler Sokrates’i suçlu bulurlar. Karşısına iki seçenek sunulur: Ya sürgün edilip gidecek ya da ölecek. Sokrates’in hayatta kalma şansı vardır ama o yine de ölmeyi yeğler. Artık cezası kesinleştikten sonra ise, haksız yere mahkûm edildiğini söyler ve konuşmasını şu cümleyle bitirir: “Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece Tanrı bilebilir.

Üçüncü Bölüm: Kriton ya da Yapılması Gerekenler Hakkında

Sokrates ve öğrencisi Kriton hakkında geçen diyalogların yer aldığı bölümdür. Bu bölümde Sokrates’in yüksek ahlak anlayışına şahit oluruz. Kriton’un düşünceleri ise dönemin genel ahlak anlayışı hakkında bizlere ipuçları verir.

Ölümünden bir gün önce Kriton hocasını ziyaret eder ve onu fikrinden vazgeçirip, firar etmesi yönünde teşvik eder ancak Sokrates böyle bir davranış şeklinin ömrü boyunca benimsediği ahlak ilkelerine ters düşeceğini söyler.

Kriton ve hocası Sokrates arasında geçen diyalogda Sokrates’in savunduğu ilkeleri öğreniriz. Ona göre, firar etmek özgür bir vatandaşa yakışmaz, eğer firar ederse kendisini suçlayanları haklı çıkarır. Her şeyde olduğu gibi adalette de uzman kişilere başvurulması gerekir. Onun için yasalar ve toplumun menfaati her şeyden önemlidir.

Dördüncü Bölüm: Phaidon ya da Ruh Hakkında

Sokrates’in öğrencisi Phaidon ile Ekhekrates arasında geçen sohbetten oluşmaktadır ve bu sohbetlere yaşamının son günlerinde Sokrates’in öğrencileriyle gerçekleştirdiği diyalogları da dâhil edilir. Sokrates için artık ölüm çok yakındır. Ancak öleceğini bilse de, sanki uzun bir süre daha yaşayacakmış gibi son nefesine kadar felsefe yapmaya ve öğrencileriyle birlikte olmaya devam eder.

Sokrates’in son saatlerinde geçen bu diyaloglar ise öğrencisi Phaidon’un ağzından anlatılır. Sokrates ve öğrencileri arasında geçen  diyaloglar çoğunlukla ölüm ve ruhun ölümsüzlüğü üzerinedir.

Ölüm ve ruhun ölümsüzlüğü üzerine devam eden tartışmalar ve akıl yürütmeleri son bulunca, hayata nasıl yaklaşılacağını bilen Sokrates korkusuz ve özgür bir şekilde yaşama veda eder. Ölmeden önce Sokrates’in son cümlesi ise şudur: “Asklepios’a bir horoz borçluyuz Kriton. Parasını ödeyin, sakın ihmal etmeyin.

Ruhun ölümsüzlüğünü irdeleyen bu bölüm ise Phaidon’un şu ifadesiyle sona erer: “İşte Ekhekrates, dostumuzun ve tanıdığımız insanlar içinde, çağdaşlarının en iyisi, en doğrusu ve en adili olduğunu söyleyebileceğimiz insanın sonu böyle oldu.

Sokrates’in Savunmasında Kullanılan Dil

Antik Yunan felsefe tarihinin en bilinen ve en çok okunan metinlerinden biri olan Sokrates’in Savunması’nda kullanılan dil, bir felsefi metinden beklenen zorlukta değildir. Aksine, her insanın rahatlıkla ve akıcı bir şekilde okuyabileceği duru ve akıcı bir dile sahiptir. Diyaloglarda tartışılan konular felsefi ağırlıkta olsa da, hem önermeler hem de yargılar anlaşılabilir niteliktedir. Dolayısıyla, bir öykü, bir roman gibi akıcı bir şekilde okunabilecek özelliğe sahiptir.

Ancak şunu belirtmekte fayda var ki, dili sade ve anlaşılabilir olsa da ele alınan ve tartışılan konular bazen “beyin yakıcı” olabiliyorlar. Sokrates’in düşünce sistemi ve sistematik akıl yürütmeleri çok hızlı ve pratik olduğundan verdiği önermeleri ve yargıları geriye dönüp tekrar  okumak gerekebiliyor.

Sokrates’in Savunması diyaloglardan oluştuğu için dilinin bu kadar sade ve anlaşılabilir olması doğal karşılanabilir. Metinde ele alınan tartışma konuları normal bir sohbet havasında geçmektedir. Bu da, okuduğumuz metnin ağırlığını hissetmememizi sağlıyor. Bazen basit konular bile eğer dili ağır ve durağan olursa, okura zor gelebiliyor. Bir metnin tam ve doğru anlaşılabilir olması için dilin niteliği tam da bu noktada büyük bir önem kazanıyor.

Kurgu

Sokrates’in Savunması dört bölümden oluşmaktadır ve bu bölümler arasında zincirleme bir bağlantı bulunmaktadır. Bölümler birbirinden bağımsız değildir, hepsi birbiriyle ilişkilidir ve zamansal kurgu olarak bir öncekinin devamı niteliğindedir.

İlk bölüm olan Euthyphron ya da Dindarlık Üzerine’de, Sokrates’in mahkeme öncesi verilir ve Euthyphron ile olan diyaloğu okura aktarılır. İkinci bölümde ise Sokrates’in savunmasını yaptığı zaman dilimi anlatılır. Üçüncü bölümde, Sokrates’in idam cezası kesinleştikten sonra öğrencisi Kriton’un yanına giderek onu firar etmesi yönünde teşvik etmesi ve ikili arasında geçen diyaloglar yer alır. Son bölümde ise artık Sokrates’in son saatleri anlatılmaktadır ve Sokrates ile öğrencileri arasında ölüm ve ruhun ölümsüzlüğü üzerine tartışmalar yer alır.

Bir hikâyeye benzer biçimde kurgulanan Sokrates’in Savunması, tamamen diyaloglardan oluşsa da, yer yer öykü dili de kullanıldığı olmuştur. Özellikle son bölümde diyalog içinde diyalogların yer alması biraz da bu dilin kullanılmasını zorunlu kılmış olabilir.

“(…) Beyler, insanların keyif dediği şey ne kadar da tuhafmış, dedi. (…)

“(…) Kebes söz alarak: (…)”

“(…) Bunun üzerine Kebes tatlı tatlı gülümseyerek, memleketinin ağzıyla: (…)”

Yukarıda alıntıladığım cümleler, kullanılan öykü dilinin bazı örnekleridir. Bunun gibi yüzlerce örnek, son bölümde -Phaidon ya da Ruh Hakkında- sıklıkla yer almaktadır.

Sokrates’in Savunması Üzerine

Felsefi bir metin olarak nitelendirilse de, kitabın biyografik bir özelliği de bulunmaktadır. Sokrates’in düşünce yapısını, görüşünü, yaşam ve ölüm hakkında düşüncelerini, felsefesini, ölümünden öncesini ve ölüm zamanını anlatması itibariyle kitaba böyle bir tanımlama yapmak çok da yanlış olmaz.

Özellikle felsefeye yeni başlayanlar için Sokrates’i tanımak, anlamak ve felsefi görüşünü yorumlayabilmek için faydalanılabilecek en iyi kitaplardan biri, diye düşünüyorum. Zira, onu tanımaktan ziyade aynı zamanda nasıl bir düşünce yapısının ve akıl yürütme mekanizmasının olduğunu öğrenmek için faydalı olabilecek kaynaklardan biridir. “Felsefi bir metin” tanımlaması okurlar için korkutucu gelebilir ancak gerek kurgusu gerek dili itibariyle daha hafif bir metin olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum ki, felsefe tarihinde önemli bir yer edinmiş Sokrates’in, nasıl bir düşünce yapısına ve akıl yürütme mekanizmasına sahip olduğunu öğrenmek -okumak-, kuşkusuz her okur için faydalı olacaktır -pratik olarak da. Çünkü Sokrates’in Savunması’nı okuduğunuz zaman, şimdiye kadar doğru bir düşünce yapısına sahip olmadığınızı, doğru bir şekilde düşünmediğinizi ve düşündüklerinizi doğru bir şekilde değerlendiremediğinizi fark edeceksiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s