Geçip Giden Günlerin Ardından – Cumartesi Mektupları 4

Beş yılımı geçirdiğim, ama sanki elli yıl yaşamışım gibi hissettiren şehre geldim, Eskişehir’e, “memleketim” diyebildiğim kente. Bu mektubu Eskişehir’den yazıyorum. İki yıl oldu buradan ayrılalı. Dün gibi sanki, ama yıllar geçmiş gibi de. Zamanın amansız girdabındayım. Geleceğe doğru istemsiz sürüklendikçe dönüp arkama bakıyorum. Değişen tek şey zaman. Keşke diyorum sadece, keşke hiç bitmeseydi.

Çok kalmayacağım burada. Size, “Artık mektuplarımı buradan yazacağım” demeyi ne çok isterdim. İstediklerimle yaşadıklarım geceyle gündüz gibi. Ama ne geceyi yaşayabiliyorum ne de gündüzü. Bazen, zamanı durdursam, bütün anılarımı avuçlarımın arasına alsam istiyorum. Yapamıyorum. Tutsak etmek istemiyorum onları.

Her yaşın bir heyecanı var, derler ya, inanmıyorum aslında. Bu, sadece bir avuntu, acılarımızı hafifletebilmek için. Büyüdüğümüzü kabullenmek istemiyoruz. Bu gerçeği avuntulara dönüştürerek belli kalıplara -gerçeği yadsıyarak- sokuyoruz. Sonra, kendimizi teselli ediyoruz. Bu teselliyle usul usul büyüyoruz. Farkında olmadan.

Bazen kitapların satır aralarında arıyorum avcumdan kayıp giden çocukluğumu. Bazen de kaybettiklerimi geri getirmeye çalışıyorum kelimeler inşa ederek. Edip Cansever’in dediği gibi, umudu dürtüyorum, umutsuzluğu yatıştırmaya çalışıyorum. Sonra devam eder ya aynı şiirin satır aralarında, “Ah güzel Ahmet abim benim/İnsan yaşadığı yere benzer” diye. Benziyorum. Dönüşüyorum yaşadığım yere. Memleketimin suyunun rengini alıyorum, toprağında filizlenip kök salıyorum.

Bu kadar kısa süre yaşayıp bu kadar çok memleketi beller mi insan bir şehri? Nazım Hikmet ne diyordu şiirinde: “Memleketim, memleketim, memleketim / Ne kasketim kaldı senin ora işi / Ne yollarını taşımış ayakkabım / Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan / Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında / İnfarktında yüreğimin / Alnımın çizgilerindesin memleketim / Memleketim, memleketim.”

“Memleketim” diyebildiğim tek şehir, kendimi ait hissettiğim yer. Şimdi yıllar sonra yine geldim. Dolaşıyorum sokaklarında. Yazdan kalma bir havaya benziyor anılarım. Isıtan, ama aynı zamanda üşüten. Bakıyorum geçip giden günlerin ardından. Sonra düşünüyorum. Ne çok ölüyorum yaşamak için. Usul usul. Büyüyerek. Farkında olmadan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s