Zamanın İçinden 

Yazmak, yemek yemek gibi zaruri bir ihtiyaçtır benim için. Sonrasında -son cümleden sonra- tıpkı yemek yedikten sonra olduğu gibi, bir süre zarfı akabinde açlık belirtileri hissederim. Bu aralar zamanın içinde bir bilardo topu gibi yuvarlanıp duruyorum. Bir deliğe/kuyuya/kuytuya girmek ereğim. Engeller var, bir de onları yaratan/lar. Güç oluyor sonra her şey. Güç olan yerde güçsüzlük … Okumaya devam et Zamanın İçinden 

Çok Şey Öğrendim Geçen Üç Yıl Boyunca – Cumartesi Mektupları 2

Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım? adlı şiirine, "Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca..." diye başlıyor Didem Madak. Ve lafı hiç uzatmadan, ben de bu mektubumda geçen üç yıl boyunca neleri öğrendiğimi yazacağım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca; hiçbir zaman iyilerin kazanmayacağını, hiçbir zaman kötülerin kaybetmeyeceğini, hiçbir zaman kötülüğün kazanmayacağını, hiçbir zaman iyiliğin kaybetmeyeceğini.  … Okumaya devam et Çok Şey Öğrendim Geçen Üç Yıl Boyunca – Cumartesi Mektupları 2

Kamuya Açık – Cumartesi Mektupları 1

"Kamuya açık" mektuplar yazma fikri çoktandır aklımdaydı aslında. Birileriyle geleneksel bir şekilde mektuplaşmak istiyordum ancak çabalarım bir türlü sonuç bulmadı. Ben de böyle bir fikir geliştirerek amacıma ulaşma gayreti içine girdim. Ancak mektuplarımı 'birine' ya da 'birilerine' değil, herkese yazacağım. Mektupların kime ulaşacağı, kimlerin okuyacağı gibi temel soruların aslında çok da bir önemi yok benim … Okumaya devam et Kamuya Açık – Cumartesi Mektupları 1

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Önceki yazılarımdan birinde, ara ara açıp da Sait Faik okurum, demiştim ya size, işte yine Sait Faik okuduğum günlerden birisi. Bu kez, hiç okumadığım bir kitabını, yani “Kumpanya”yı okudum. Kitap hakkında uzun uzun tahlil yapmak istemiyorum. Zira birkaç yazımda öyküleri hakkında fikirlerimi ileri sürdüğüm olmuştu. Onun modern öykücülüğe yaptığı katkıyı, öyküleriyle Türk Edebiyatında nasıl bir dönüm noktası yarattığını ara ara dile getirmiştim.