Bizden de kalır bir şeyler geriye

Öldükçe yaşar, yaşadıkça ölür olduk. İkisini de beceremedik. Isırdığımız ekmekler ufalandı durdu kucağımıza, bayat kırıntıları kuşlar yedi. Her akşam sabaha çıkmayı gözledik, ertesi sabah akşamı nasıl edeceğimizi. Tok karınlar sevgiyi daha iyi sindirdi, açlar sevginin yenmeyen bir şey olduğunu sonradan öğrendi. Çocuklarımıza geleceğin aynasını tuttuk, aynada ölülerimizi gördük. Çocuklarımız çok sonra, toprağın sadece vermediğini, aynı zamanda aldığını da öğrendi.

Deniz Üstünde Yüzen Notalar

Her iki yanımdan İstanbul’un bir türlü kavuşmak bilmeyen iki yakası akıyor, altımdan boğazın derin suları geçiyor ve ben bir “yandan çarklı”nın içinde, insanı esrikleştiren Karadeniz ezgileri eşliğinde sanki başka bir dünyaya doğru yol alıyordum. Hiç bitmesin, zaman hiç durmasın istedim. Sonsuza kadar sürsün bu an. Kadim Anadolu ve Avrupa yakası her iki yanımdan akmaya devam etsin, Marmara’nın suları yandan çarklıyı dövedursun istedim.

Ah, nasıldı yaşamak? – Ziya Osman Saba

Çoğu yazarlar ve bazen de okurlar tarafından şu konu sıkça tartışılmıştır ve tartışılmaya da devam edecektir: Öykü ne anlatmalı? Bir şey anlatmak zorunda mı? Bu sorular bazen anlamsız bir nitelik kazanıyor çünkü dilin kendisi zaten bir anlatım aracıdır. Bir durumu-olayı ya da herhangi bir nesneyi-kişiyi belirtirken dil burada aktif bir rol oynar ve ortaya bir … Okumaya devam et Ah, nasıldı yaşamak? – Ziya Osman Saba