Otuzuncu harf ve sekizinci nota

Deneme yazmak, öykü veya roman yazmaktan daha zor gelir bana. Neden bilmiyorum ama sanki romanın ya da öykünün hikâyesi daha kolay kaleme geliyor gibi. Bundan dolayı, ben de, öykü veya romandan ziyade, deneme yazılarını okumayı daha çok yeğlerim. Hatta bir keresinde, üniversitedeyken Metin Yazımı dersinde Hakan Savaş hocam, “Deneme yazmak, diğer yazınsal yapıtlara göre daha zordur” demişti de, gel gelelim ben hocamın bu dediğini bugünlerde daha iyi anlıyorum.

Bugünlerde okuduğum deneme kitaplarından biri de Hasan Ali Toptaş’ın Harfler ve Notalar adlı kitabı. Daha önce birçok öyküsünü ve romanını okuduğum Hasan Ali Toptaş, benim gönlümde ayrı bir yeri olan yazarlardan. Ne zaman bir gider borusu gibi tıkansam, ya da parmaklarımın nasırları iyileşmeye başlasa hemen Hasan Ali Toptaş okumaya başlarım çünkü onun kitapları, -ya da yazdıkları diyeyim- bir nevi bende oluşan bu tıkanıkların çözücülerinden biri. Onun yarattığı dil, dilin sınırlarını çok asmış, hatta sınırdan öte sonsuzluğa ulaşmış bir yetkinliktedir. Bundan dolayıdır ki, onun yazdıkları -bana göre- özellikle genç yazarlar adına ‘nasıl yazabilirim, yazabilir miyim’ gibi soruların yanıtlarıdır aynı zamanda. Onun yazdıklarını her okumamda zihnimde açtığı yazınsal ufuk giderek genişlemeye başlar.

Bir yazarı, yazdığı öykülerden veya romanlardan tanımanın bir sınırı vardır bence. Ne kadar bize ipuçları verse de, bu sınırı aşmak adına paralel olarak farklı okumalar da yapmak gerekir. Bunun için ki ben de çok sevdiğim bir yazarı biraz daha yakından tanımak adına öyküleri ve romanları dışında bir deneme kitabını okumaya başladım ve bu deneme kitabı da, Hasan Ali Toptaş’ın yazınsal hayatına ve bunun dışında nasıl bir okur olduğunu, aynı zamanda okudukları yazarların da iyi bir okuru olduğunun bir göstergesi olarak karşımızda duruyor.

Harfler ve Notalar adlı deneme kitabında, Hasan Ali Toptaş daha ilk denemesinde öncelikli olarak okura sesleniyor. Okuyana Mektup adlı deneme yazısında, “Sana yazmaktan değil, senin için yazmaktan korkarım. Başka bir ifadeyle, senin için yazmakla sana ve edebiyata en büyük kötülüğü edeceğimden korkarım.” der ve sonrasında diğer denemelerinde de okura seslenmesini sürdürür. Tırnak içinde verilen sözde, ‘senin için yazmak ve sana yazmak’ ifadeleri bence önemli bir nokta ki, daha ilk denemesinde bu edat farkına vurgu yapıyor Hasan Ali Toptaş. Sonrasında, Ayakta Yazmak adlı denemesinin son cümlesinde de aynı vurguyu yapar.

Hasan Ali Toptaş’ın bu kitabında yer alan denemelerde kimi zaman yazarlık hayatının nasıl bir şekle büründüğünü ve buna yol açan sebepler, bunların yanında okuduğu kitaplardan yaptığı alıntılar, başucunda tuttuğu kitapları ve daha birçok şeyi paylaşıyor okurlarıyla. Bu denemeleri okurken, yazarı biraz daha yakından tanıyorsunuz. Okuduğu kitapları, sevdiği yazarları, edebi görüşünü ve daha birçok şeyi öğreniyorsunuz ve zihninizde yer alan Hasan Ali Toptaş imgesi eskisinden daha farklı bir hale bürünüyor. Bundan dolayı da, ben de, Harfler ve Notalar adlı kitaba bir nazire yaparcasına bu yazının adını ‘Otuzuncu harf ve sekizinci nota’ olarak belirledim.

Ben de, bir okur olarak okuduğum bu deneme kitabında yer alan kitapları ve yazarları not olarak kitabın arkasına yazdım. Deneme kitaplarının bir okur için faydalı yanlarından biri de budur. Çünkü Hasan Ali Toptaş her zaman gelip de -ya da hiçbir zaman- size ben şunları şunları okudum demez. Bunun için de, deneme kitapları bir okur için paha biçilemez nitelikte yapıtlardır diye düşünüyorum.

Kitapta yer alan ve en arka sayfaya da not aldığım bazı kitapları şu şekilde sıralayabilirim: Laurance Sterne, Tristram Shandy, Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri; Carlos Fuentes, Kendim ve Ötekiler; Marcel Beyer, Yarasalar; Borges, Yedi Gece; Walter Benjamin, Son Bakışta Aşk ve daha bir sürü kitap var burada belirtmediğim. Bunlar sadece not aldıklarımın üçte biri sayılır. Ayrıca üzülerek söylemeliyim ki, şimdiye kadar bunları okumamış olmam ya da bu kitaplar hakkında herhangi bir fikrimin olmaması hâlâ içimde taşıdığım bir ayıp olarak kalmakta. Bunun içindir ki, deneme kitapları okurlar için bu ayıbı ortadan kaldırmak adına çok değerlidirler bence. Ayrıca, Kör Noktada Kalanlar adlı deneme yazısında da Hasan Ali Toptaş, henüz okumadığı veya rastlamadığı ya da geç okuduğu kitapları anlatıyor. Bundan dolayı henüz hiçbir şey için geç olmadığı kanısına vararak, en yakın zamanda bu deneme kitabından çıkardığım derslere çalışmayı büyük bir şehvetle umuyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s