İnsanın Trajedisini Ortadan Kaldırmak

Sefiller’in ikinci cildini okuyorum. Yarısını bitirdim sayılır. Özellikle ikinci cilde başladığımdan beri cümlelerden “insan” kelimesinin kemiklerini topluyorum.

“Yandan çarklı durdu. Bir iskeleye insan boşalttı. İnsan aldı, insan!.. İnsan!”

Tırnak içine aldığım cümleler Sait Faik’in Yandan Çarklı öyküsünde geçiyor. Üstüne basa basa “İnsan!” diyor. Sait Faik okurken öğrendiğim insan sevgisinin önemini Sefiller kitabının özellikle ikinci cildinden itibaren pekiştirmeye başladım. Victor Hugo romanın bir cümlesinde şöyle diyor: “Gelecek, zihinlerden çok yüreklere aittir. Sevmek, işte sonsuzluğu dolduracak tek şey. Sonsuzluğa tükenmezlik gerekir.”

“Sonsuzluğu dolduracak tek şey!” Bu cümle önemli. Çünkü hepimiz, insanoğlu olarak bir trajedinin içindeyiz. Neyin trajedisi bu? Ölmenin, yaşamanın. Her ikisinin de. Bize sorulmadan bir kuyunun içine atıldık. Bu kuyunun adı dünya. Öleceğimizi bilerek yaşayan tek canlıyız!

Victor Hugo’nun cümlesine geri gelelim tekrar: “Sevmek, işte sonsuzluğu dolduracak tek şey.” Sevmek… Bu kelimeyi o kadar basite almayın. Çünkü ‘sevmek’ kelimesi eyleme dönüştüğü zaman insanın trajedisini ortadan kaldırır. Tamamen silmez, yok etmez, ama halı altına süpürür.

Sait Faik de biliyordu öleceğini, Victor Hugo da. İkisi de ‘insan’ın değerini biliyordu. Sait Faik ‘insan’ı çok sevdi, Victor Hugo o kadar çok sevdi mi, bilmiyorum. Ama ‘insan’ denen varlığın değerini çok iyi biliyordu.

“Seven biri olmasaydı Güneş sönerdi” diyor romanın bir başka yerinde. Bu cümlenin kendisi bir roman. Canlıların yaşam kaynağı Güneş. Aynı zamanda Güneş’in yaşam kaynağı sevmek. Bu ikisinin arasında bir insan.  Aslında her şeyin kaynağı insan. “Sevmek ne ulvi bir şeydir” diyor yine Victor Hugo.

Gözümüzü açtık, bu kuyudayız. İlk başta karanlıktı içerisi. Sonra aydınlığa çıktık. Bu aydınlık bir gün karanlıkla buluşacak. Öyle ya da böyle. Sonunu bildiğimiz hikâyenin karakterleriyiz biz. Bizim trajedimiz doğduğumuzda başladı.

Seven birileri hâlâ dünyada var. Güneş gökyüzünde. Bazıları göğü götürseler de başka yerlere, güneş hâlâ tepede. Seven birileri oldukça, hep de orada kalacak. Bize sorulmadan düştüğümüz bu trajedi kuyusundan çıkmak için ‘sevmek’ kelimesini eyleme dönüştürmemiz gerekir. Bir insan, bu trajediden ancak böyle çıkabilir. Sait Faik böyle yaptı. Sevdi, sevdi, yine sevdi. Tuttuğu balığı öptü, denize geri attı. Güneş hâlâ tepedeyse, Sait Faik sayesinde.

İnsanın Trajedisini Ortadan Kaldırmak” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: İnsanın ta kendisidir geçip giden | Tuna Özkurt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s