Varoluşsal bir problem: Saatlerin Tıkırtısı

68 yıllık ömrüne 2 roman, birçok öykü ve iki masal sığdırmıştır Yusuf Atılgan. Çağdaş veya diğer büyük yazarlarla kıyaslandığında “geride az eser bırakmıştır” demek çok yanlış bir ifade olmaz onun için ancak “az ama öz” sözüyle de yazdığı eserlere bir değer ithaf edilebilir.

Çoğumuz Yusuf Atılgan’ı Aylak Adam ve Anayurt oteli adlı romanlarıyla tanırız. Bu romanlarının dışında, romanları kadar değerli pek çok öykü ve iki masal kaleme almıştır.

Yusuf Atılgan’ın öykülerinin kişileri kasabada, köyde ya da kentte olsun, daralan dünyalarda yaşayan kişilerdir. Umarsız, çıkmazda, uyumsuz, yalnız ve yadırganan insanlardır. Öykülerinde bilinçaltına ışık tutan ruhsal çözümler, varoluşsal bunaltılar vardır. Bu öykülerinden biri de “Saatlerin Tıkırtısı“dır.

Bu öyküde, kafasında öyküler kurgulayarak hayatını, dünyasını tekdüzelikten, sıradanlıktan kurtarmak isteyen anlatıcı-yazar ve anlatıcı-yazarın, üzerine öykü kurguladığı saatçi vardır. Saatçinin adı “A. Yayladan”dır. A. Yaladan adı ile acıklı bir tezatlık yaratan bu dükkâna, dükkândaki saatlere mahkumdur.

“Küçücük dükkânın önünden her geçişimde hep aynı hüzün kaplardı içimi. Bütün gün orada oturan benmişim gibi. Yolun çarşılığından kurtulup evlerinin başladığı ucundaydı dükkân. Daracıktı. İçi karanlıktır diye düşünürdüm. Saatçinin hikâyesini yazmak istiyordum.” (Sayfa 16)

Anlatıcı-yazar bir saatçi dükkânından içeri bakar. Dükkânın içi daracıktır. İçeride loş bir ışık vardır ve saatçi bir masanın ardında oturur. Böylelikle anlatıcı-yazar kafasında hikâyeyi kurgulamaya başlar. Ancak anlatıcı-yazarın kafasındakiyle gerçekte olan bir değildir. Saatçinin bıyıkları yoktur. “Gözlüklüydü. Bıyıksız oluşuna şaştım. Kafamdaki bıyıklıydı.” (Sayfa 16)

Öykünün içindeki öyküye göre -anlatıcı-yazarın kafasında kurguladığı- saatçi bir gün saatleri kurmayacaktır. Dükkândan dışarı fırlayıp “Saatlerin yapıldığı yere!” diye bağıracaktır.  Konu komşu sımsıkı yakalayacaklar onu, “Çıldırdı” diyeceklerdir. Onu yatıştıracaklar ve sıradan, tekdüze ve mutsuz hayatına geri dönecektir.

Anlatıcı-yazar, kurguladığı öyküsünde ona çemberini kırdırtmak istemektedir. Çünkü kasabadaki bütün çemberler kırılmadıkça, anlatıcıyı daraltan çember kırılmayacaktır. Öyküde anlatıcı-yazar esas itibariyle kendi iç dünyasını, kasabadaki yalnızlığını, varoluşsal sorunlarını, dar ve karanlık bir dükkânda sürekli saat tıkırtıları arasında yaşayan saatçi imgesi bağlamında anlatır.

Saatlerin tıkırtısı sıkıntı veren, hiçbir zaman değişmeyecek ve bozulmayacak olan tekdüzeliğin simgesidir, kasabanın sürekli yinelenen düzenini ifade eder. “Her sabah dükkâna girdi mi ilk işi birer birer bu saatleri kurmaktır. İğrene iğrene yapar bu işi. Kurmayıverse olmaz mı? Olmaz? O zaman kendi kendisi olmaktan, saatçi olmaktan çıkar. Zorunludur bu. Nasıl her akşam eve gider, yemek yer, oturur, yatarsa bunu da yapacak. Pazar günlerinin bile kurulu düzeni vardır. Kahveye çıkılır, tavla oynanır.” (Sayfa 16,17)

Anlatıcı-yazarın saatçiye dair kafasında kurguladığı öykü kendi iç dünyasından başka bir şey değildir. “Şimdi tıkır tıkır işleyen saatlerin arasında canı sıkılıyordur. (Ben de sıkıntılıyım burda.) (…) Saatlerin tıkırtısıyla içinin sıkıntısı arasında bir ilgi vardır sanki. Bu durmayan tıkırtı dünyanın düzeni gibi bir şeydir. Değişmez. Dursa sıkıntı geçecek belki. Oysa bu sıkıntıyı yaratan kendisidir.” (Sayfa 16)

Atılgan, taşra atmosferinin temel bir unsuru olan “zaman” kavramı ve “zamanın geçmezliği” üzerinde durur. Tıpkı mekân gibi zaman da ağır ağır akar, bireyin iç dünyasında varoluşsal sorgulamalara yol açar. Hayatı durağanlaştırır, bireyi kısır bir döngünün içine hapseder.

Varoluşsal problemin zaman, mekân ve imge bağlamında olsun, Yusuf Atılgan’ın öyküleri arasında ele alındığı en güzel örneklerden biridir “Saatlerin Tıkırtısı”. Öyle ki, öykünün başlığında bile dikkatli bir okur bunu kolaylıkla sezinleyebilir. Saatlerin tıkırtısını her insan duyamaz. Ancak ve ancak tıpkı Yusuf Atılgan’ın öykülerindeki karakterler gibi, tekdüze yaşayan, kendi dünyalarında daralan, bunalan, yalnız insanlardır. Başlıkta kendini ele veriyor aslında nasıl bir öykü okuyacağımız.

Yusuf Atılgan, Bütün Öyküleri, Yapı Kredi Yayınları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s