Her insanın içinde bir İnce Memed vardır

Uzun süren İnce Memed maceramı kısa süre önce tamamladım. 4 ciltlik serüvende arada farklı kitaplar da okumadım değil. Sonunda ortalama bir senede yaklaşık 2000 sayfalık uzun bir macerayı tamamladım ve bu açıdan oldukça sevinçliyim.

İnce Memed’in hikâyesi bir başkaldırı hikâyesidir. Acımasızlığa, zulme, haksızlığa, baskıya, zorbalığa sert bir tokattır.  İnce Memed’i okuduktan önceki benle şimdiki ben arasında Yaşar Kemal’in Toros’ları kadar fark var. Yaşar Kemal bu romanıyla, içimde gizli olan bir şeyi ortaya çıkardı. Anladım ki, her insanın içinde bir İnce Memed vardır.

“İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı, diyordu. İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı kalır, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da beter hale düşecektir.” (Sayfa 348, İnce Memed 4)

“Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. Getirdiğin iyilikler de, belki bir gün insanlar için kötülük olur, kendi iyiliğine de başkaldır. Eeeeey, insanoğlu, sen solucan, sen karınca, sen böcek değilsin. Allah seni bir tek şey, bir tek, bir tek şey için yarattı, başkaldırman için yarattı. Allah sana büyük bir hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti, yüreğindeki umudu verdi sana… Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana. Onun verdiği umutla, sen eğer başkaldırmayı öğrenseydin, ölümü bile yenerdin.” (Sayfa 349, İnce Memed 4)

“32 yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsü. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle ‘içinde başkaldırma kurduyla doğmuş’ bir insanın, ‘mecbur adam’ın romanı.” Romanın dört cildinin de arkasında bu yazı var. Mecbur adam… Köydeki ağaların, onbaşının, yüzbaşının, jandarmaların, bürokrasinin, bürokratların halka zulmetmesine, yoksulların elinden alınan mallara, suçsuz insanlara yapılan işkencelere başkaldırmak zorunda olan, aksi halde içindeki o başkaldırma kurdunun içini kemirip duracağı mecbur bir adam…

İnce Memed’in yazılma serüvenini biraz araştırınca oldukça şaşırtıcı bir şeyle karşılaştım. Yaşar Kemal, Doğan Hızlan’ın yaptığı ve 20 Aralık 2003’te Hürriyet’te yayımlanan bir röportajda İnce Memed hakkında şunları söylemiş: “İnce Memed’i yazdığımda Cumhuriyet’te çalışıyordum ve hemen hemen hiç param yoktu. Öyle ki Serencebey’de oturduğum ev sobalıydı ama odun alamıyordum. 1953’te muazzam bir kış olmuştu. Hatırlarsınız boğazı buzlar kaplamıştı. Odunum olmadığı için birkaç ceketi üst üste giyip eldivenlerle yazdım İnce Memed’i. (…) Yani benim için çok değişikliklere sebep oldu İnce Memed. Dünyada tanındım. Odun alamazken kaloriferli ev tuttum. (…) İnce Memed’i en çok okuyanlardan biri benim. Bir keresinde Mehmet Ali Aybar’la okuduk. İkimiz de çok beğendik ve bunun altına imza atılırmış diye düşündük. Ama ben para için yazmıştım bunu ve ilk neşredeceğim kitabın Orta Direk olmasını istiyordum.” Kendisinin de ifade ettiği gibi para için yazmış bu romanı ancak gel gelelim, durum hiç öyle gözükmüyor, en azından ben para için yazıldığına inanmak istemiyorum. Eğer Yaşar Kemal bu romanı gerçekten para için yazmışsa bile, kalemi eline aldığı anda, üzerinde iki ceket olmasına rağmen, karı kışı unutup da kendini öyle bir teslim etmiş ki bu hikâyeye, son noktayı koyduğu anda adını Dünya Edebiyatının başyapıtları arasına yazdıracak bir eser kaleme almış.

Hiç gitmedim Çukurova’ya. Televizyondan ve fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla az çok bir şeyler biliyordum. Romanı okurken Çukurova’nın renkleri, pürenleri, menekşeleri, güneşi, köpüren bulutları, bütün her şeyini sanki oraya gitmişim de canlı canlı izliyormuşum gibiydi. Anadolu dili zengindir ve Yaşar Kemal o kadar iyi yararlanmıştır ki bu dilden, ortaya  bir baş yapıt çıkmıştır. Aslında İnce Memed bir efsanedir, ne kadar roman olarak belirtilse de. İnce Memed romanı dahil,  Yaşar Kemal çoğu kitabında Anadolu efsane ve masallarından yoğun olarak yararlanmıştır. Sırtını Toros dağlarının ağıtlarına, Karacaoğlan’a, Dadaloğlu’na yaslamıştır. Muhteşem bir halk şiiridir İnce Memed.

Yaşar Kemal’in coşkulu, Anadolu’nun renklerini ve kokusunu cümlelerinde barındıran, kelimeleri renk renk ışıldayan, gücünü halktan alan kendine özgü bir dili vardır. Öyle ki, gökyüzünü kaynatır, bulutları köpürtür, denizin yüzünü kırıştırır, yanaklardaki gamzeleri mutluluktan kırıştırır Yaşar Kemal.

Semih Gümüş, Radikal Kitap’ta 6 Mart 2015’te yazdığı Yaşar Kemal Olmasaydı başlıklı yazısında İnce Memed romanı hakkında şu ifadelere yer vermiş: “Yaşar Kemal yirmi üç roman yazdı ve anlattığı daha önce benzerleri yazılmamış hikâyeler her zaman ilgiyle, merakla okundu. Roman sanatımızın yarattığı en ünlü kahraman olan İnce Memed’in hikâyesi yaklaşık iki bin sayfa boyunca elden bırakılmadan okunur. Belki bu yüzden Yaşar Kemal’in aslında ne anlattığı çoğu kez gözden kaçırılmıştır. Otuz iki yılda tamamladığı o dört büyük romanını, eşkıyanın uğradığı haksızlık yüzünden ağaya başkaldırıp dağa çıkışını ve ondan sonra yaşadıklarını anlatmak için, yani tasarladığı bir hikâyesi olduğu için yazmadı. Onun asıl sorunu, insanın özünde var olan başkaldırı güdüsünü bütün yönleriyle anlatmaktı.” Yaşar Kemal’in asıl anlatmak istediğini ve İnce Memed’in gerçekte ne anlattığını bu cümlelerle çok açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmış Semih Gümüş.

Romanı bitirdikten sonra Peter Usinov’un yazıp yönettiği, hem de kendisinin rol aldığı filmi izledim. Romanın ruhunu biraz olsun alabilmek için altyazılı değil de, Türkçe dublajlı halini izledim. Filmde sadece İnce Memed’in birinci serisinde yer alan karakterlere ve hikâyeye yer verilmiş. Çekimleri de Yugoslavya’da yapılmış. Aslında filmi Türkiye’de de çekmek istemişler ancak sürekli sansüre takılmış. Bu romanı Türkler çekseydi ve çekimleri de romanda anlatılan Çukurova’da geçseydi ortaya daha güzel ve ses getiren bir film çıkabilirdi ki, bana kalırsa İnce Memed efsanesi bir filme sığdırılacak gibi değil. Birkaç sezonluk bir dizi halinde daha iyi anlatılabilir. Bu hikâyeyi yabancıların çekmesi ve oyuncuların da yabancı olması, Yaşar Kemal’in insana verdiği o Çukurova’nın büyüsünü ve ruhunu görmemize büyük oranda engel olmuş. Dilerim ilerde bir gün, bir Türk yönetmen çıkıp da bu efsaneyi görüntülerle anlatabilir ancak öyle bir roman ki bu, kelimelerin gücüne görüntünün gücü hiçbir zaman erişemeyecek gibi.

Franz Kafka’nın meşhur bir sözü vardır: “Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?” Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı da böyle bir kitaptır. Okuduktan sonra damarlarınızda dolaşan o başkaldırma ruhunun kalbinize ulaştığını göreceksiniz.

Kasım 2014’te Bilgi Üniversitesi’nin kendisine ‘fahri doktora’ unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılamayan Yaşar Kemal, bir mesaj göndermiş ve şunları söylemiş: “Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

Her insanın içinde bir İnce Memed vardır” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s